Zangetsu’ya geçiş tamam

December 19th, 2007

An itibarı ile, yeni blog girdilerimi şirket blogumda yazıyor olacağım. Bu site kapalı olmayacak ancak, yeni girdiler de bulunmayacak.

Bu arada Portakal Teknoloji‘deki arkadaşlarımızdan Emre Yüce bugün, buradaki son 100 girdimi, yorumları ile birlikte Zangetsu’ya aktararak Portakal’daki blogumda görünür hale getirdi. Dotster’in otomatik verdiği Wordpress kurulumu Latin-1 kodlaması kullandığı için veri aktarımı başta biraz sorun yaşadı ama bunu da aşmanın yolunu buldu. Eline sağlık diyerek teşekkür ediyorum.

Zangetsu’ya geçiyorum

December 12th, 2007

Bu girdi herhalde Wordpress’deki son girdim olacak. Çünkü bir iki gün içinde Zangetsu‘ya geçiyorum. Aslında bir süredir atıl duran bir Zangetsu blogum var. Tüm yapacağımız, buradaki tüm girdileri oraya kopyalamak - ki hem kolay hem zor - ardından burada bir tek girdi yazıp, blogumu taşıdığımı belirtmek.

Çoğul konuşuyorum çünkü Mete ve Emre bu konuda bana yardım edip, işin esas yükünü sırtlanacaklar. Ben sadece onlara bir MySQL erişimi vereceğim.

Yazılım Satılır mı, Kiralanır mı, Yoksa Ne Yapılır?

December 12th, 2007

Ne dersiniz? Peki soruyu daha da zorlaştıralım. Sistem yazılımları kiralanır mı? Bir kaç ay içinde kendimizce bu soruyu yanıtlamak için bir girişimimiz olacak.

Linux, 3 Boyutlu Masaüstü ve Dokunmatik Ekran

December 10th, 2007

Elin oğlu yapmış bir de utanmadan videoya almış. :)





Kıbrıs Yolcusuyum

December 3rd, 2007

Bu hafta 3 gün süre ile IBM Yazılım Akademisi 2008 kapsamında, Yakın Doğu Üniversitesi‘nde seminer veriyor olacağım. Önce Java ve Eclipse, sonra da kısaca Rational Application Developer ürününden bahsedeceğim. YDÜ’de Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri zaten Java biliyorlar, demek ki düz bir seminer değil de kod yazdığımız ve Eclipse’e alıştığımız bir laboratuvar çalışması olacak.

Aalborg’dayım

November 21st, 2007

Fazlası ile uzun (15 saat) ve çileli bir uçak yolculuğu serisinden sonra, Danimarka’da Aalborg‘dayım. Takip eden günlerde BE2 AB Projeleri Etkinliği‘nde olacağım. Viplat proje fikrimizi sunacağım. Ayrıca 6-7 tane firma/üniversite ile birebir görüşmeler hedefliyorum.

Cumartesi sabahı dönüş yolculuğu öncesinde de 2 saat kadar şehri gezecek zaman olacak. Görkem de burada. Herhalde onunla bir plan yaparız.

Vize koşturması

November 14th, 2007

Herhalde yurt dışına çıkan herkes bilir, Schengen Antlaşması ile bir çok Avrupa Birliği üyesi ülkeye aynı vize ile giriş çıkış şansınız olur. Bununla birlikte, Schengen Vizesi bu derece değerli bir vize olunca, almak da kendi başına iş oluyor.

Vize başvurusu yaptığınız Büyükelçilik yada Konsolosluk makamı, sizden temelde bir kaç şeyi kanıtlamanızı yada taahhüt etmenizi istiyor ki sizi ülkesine alsın. Birincisi orada aç açıkta kalmayacağınızın kanıtı. Örneğin sizi iş yeriniz iş gezisine yollasa, harcırah verse; yada devlet görevlisi olsanız; yada karşı taraf hava alanından karşılayıp otelde konaklatıp, yemekleri ikram edip sonra da servis ile hava alanına götürecek olsa dahi bunu kanıtlayacaksınız. Tipik olarak sizin banka hesap hareketlerinizin bankadan onaylı (İnternet’den alınan yazıcı çıkışı değil) görmek istiyorlar. Bu arada sadece bakiyeniz değil, son 6 ay içindeki hareketleriniz olacak ki başvurudan iki gün önce size emaneten büyük bir para yatırılmış olmasına karşı önlem alınsın. Ayrıca bordrolu çalışan iseniz bordronuzun işveren onaylı (burada maaşında haciz yoktur, işverene borcu yoktur gibi ibareler de yararlı tabi) bir kopyasını da görmek isterler herhalde. İkinci görmek istedikleri taahhüt ise, ülkeye ne amaçla girecekseniz, o amacı yerine getirip çıkmanız. Sonradan karar değişikliklerini fazla sevmiyorlar. İş içinse iş, gezi içinse gezi. Özellikle de gezi amaçlı geldiyseniz iş yapmayın - örneğin iş aramayın, işe girmeyin, bunlar pek uygun şeyler değil. :)

11 Eylül sonrası küresel güvenlik paranoyası içinde, bu tür beklentilere bir parça hak da veriyorum.

Bu süreç içinde bu sabah Danimarka Büyükelçiliği’ne vize başvurusu için gittiğimde “ya standart evraklara ek olarak şu evraklar da olsa iyi olur. bir koşu getirin.” dendiğinde hiç şaşırmadım, bozulmadım. Hatta “siz evrakları öğleden sonraya temin edin, biz vize işlemlerini halleder pasaportunuzu veririz.” dendiği zaman, fazlası ile memnun kaldım.

Ama gel gör ki, ben 1 saat içinde Eskişehir’e yola çıkacak olduğum için, pek de öğleden sonraya evrak yetiştirecek bir halim yoktu. Vize işlerim kendiliğinden haftaya kaldı. Bakalım Çarşamba sabah erkenden uçağım kalkıyor, Pazartesi tekrar Büyükelçilik’te olacağım.

EMO Ulusal Kongre Başlıyor

November 12th, 2007

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 12. Elektrik Elektronik Bilgisayar Biyomedikal Mühendisliği Ulusal Kongresi ve Fuarı yarın Eskişehir’de başlıyor. Ben de bu haftaki yüksek tempoya rağmen en azından ilk günü orada olmak için yarın akşam Eskişehir’e gidiyorum. Elbette fotoğraf makinamı da yanımda götüreceğim. Eminim güzel resimler çekeceğim.

Satürn Devrede

November 5th, 2007

Bir süredir Erdem ve Mete’nin uğraştığı yeni sunucumuzu devreye alma çalışmalarımız sürüyordu. Kendi halinde bir Intel D 820 (çift çekirdek) işlemci ve 3 GB belleği olan bir masa üstü bilgisayar üzerinde Xen ile aynı anda tam 8 Linux sanal makinanın birden çalıştığı, biraz deneysel bir sunucu kurguladılar. Bu sunucu ile hem web, eposta türü geleneksel hizmetleri hem de geliştirme ortamımızda gerekli olacak olan Maven, Continuum, Subversion gibi araçları sunar hale geldik.

Sunucumuzdaki her bir Linux dağıtım ayrı bir Xen imajı olarak hazırlandı ve bu sayede sanki aynı yerel ağda bulunan farklı bilgisayarlarda çalışırmış gibi bulunuyorlar. Bu sayede bakım ve işletim açısından kolaylıklar kazanıyoruz.

2008 yılı içinde bu sistemi - ki biz buna Satürn diyoruz - daha da gelişecek. Belki de ürünleşecek. Ama şimdilik, sadece kendimiz kullanıyoruz.

Persepolis

November 3rd, 2007

Bu hafta Cuma akşamı, gösterimden kalkmadan önce kaçırmayalım diyerek bu yılki Cannes Film Festivali’nde ödül alan Persepolis‘e gittim. İran İslam Devrimi’ni bir çocuk olarak yaşayan, ergenlik ile genç kadınlık arasını ailesi tarafından yolladığı Avusturya’da geçiren, daha sonra İran’da üniversite okumak için geri dönen ancak değişen ülkesine bir türlü uyum sağlayamayan bir kadının (yada bir kadına uyum sağlayamayan bir ülkenin) yaşam öyküsünü temel alan canlandırma film tek kelime ile harikaydı.

Senaryosundan canlandırmanın kullanımına, siyah beyaz tercihinden müziklere her noktası ince düşünülmüş, gerçekten güzel bir filmdi. Fransızca konuşmalar için Türkçe altyazıları takip etmek zorunda kaldım ama Fransızca da filme ayrı bir tat katmış doğrusu. Bu kadar saydığımı herkes çevresine saymış olmalı ki salon da tıklım tıklım idi. :)

Gitmeden önce siyah beyaz canlandırma konusunda bir fikir edinmek isteyenler buradaki görüntülere bakabilirler.